Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bu Bir "Sınav Döneminde Hayatta Kalma Rehberi" Değildir.

Coğrafyamızın kimi bölgelerinde yılda dört, kimilerindeyse yılda yalnızca iki kez denk gelebileceğiniz, sadece birkaç hafta süren, ancak deneyimleyenlerin üzerinde kolay kolay silinmeyecek izler bırakan, ilk defa işiteceklerin "bu mu yani" diyebileceği bir fenomen vardır: Hukuk fakültesi sınav dönemi. Bu görece nadir bir deneyimde neler yaşandığı, halk arasında kulaktan kulağa yayılagelmiştir. Haftalar, belki aylar öncesinden okunmaya başlanmasını gerektirecek kadar biriken notlar, buna rağmen her hafta bu yığına hatrı sayılır miktarda katkıda bulunan hocalar, ders programının kuytularında gerçekleştirilmeye çalışılan pratikler, yetişmeyen dersler, ne zaman dolduğu meçhul kütüphaneler, zaman-mekan algısını bozacak kadar uzun sınavlar, fizyolojik problemlere neden olacak kadar yazmanızı gerektiren sorular, kepçeyle verilen cevaplara rağmen çay kaşığının ucundan damlamış gibi hissettiren notlar... Hepsine eşlik eden kahve, bitmeyen yorgunluk, stres, kaygı, korku ve daha nice du...
En son yayınlar

Pratiklerde Hayatta Kalma Rehberi

Başlarken Not:  Neredeyse bir sene önce, vize sınavlarından sonra, sınav dönemi boyunca üzerine düşündüğüm metni blogda paylaşmıştım. Bu yazı,  o yazının  devamı. Bu nedenle önce o yazıyı okumanız daha iyi olacaktır. Çünkü orada yer alan tavsiyeler, doğal olarak burada yer almayacak. Bu yazıda daha spesifik olarak sınav gözetmenliği boyunca dikkatimi çeken durumlara ilişkin tavsiyelerde bulunacağım. Aslında daha çok söyleneceğim ama öyle söyleyince pek hoşunuza gitmiyor, "sen kim oluyorsun" itirazları ve diğer daha kötü anmalarla kulaklarım çınlıyor. Notun Notu: Yazıya başlarken niyetim gerçekten de sınavlar hakkında tavsiye verdiğim ikinci bir yazı yazmaktı. Ancak soru çözümüne yönelik pratik derslere ilişkin söyleyeceğim çok sözüm varmış. Ayrı bir yazı oluşturacak hacme ulaşınca önce bu yazıyı yayınlamaya karar verdim. Yazmak için yola çıktığım yazı da haliyle ertelendi. Sınavlardan önce yetişir mi, bilemiyorum. Gerçi ilk yazıyı düşünürsek yetişip yetişmemesi o kadar da...

Kontrol Kalemi: Joachim Zelter - İşsizler Okulu

Yayıncı:  İş Bankası Kültür Yayınları Çeviren:  Regaip Minareci Editör:  Başak Güntekin Sayfa Sayısı : 157 Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise az. Üstelik, zamanımız gittikçe azalırken okunmayı bekleyen kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor. Elimizde sihirli bir değnek olmadığı için kalan sınırlı vaktimizi iyi eserlerin peşinden koşarak, kötü eserlerden ise kaçarak geçiriyoruz. Koşunun yorgunluğunu atmak ve kötü eserler karşısında ihtiyacımız olan teselliyi bulabilmek içinse elimden gelen, teselli için önerilebilecek iyi eserlerin peşine düşmek. İşte bu yüzden bugün teselliyi, " İşsizler Okulu " isimli romanda arıyoruz. Bina yönetmeliğinde ve okul binasının çeşitli noktalarında asılı afişlerde bir cümle yer alır.  Work is Freedom. SPHERICON'a hoş geldiniz. O ne bir plan ne de bir programdır, bir tür sistemdir. SPHERICON'da bir okul günü sabah saat 6.15'te başlar, gece 23'te sona erer. Kursiyerlerin hiç boş zamanı yoktur. Çünkü SPHERICON...

Kontrol Kalemi: Barış Bıçakçı - Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçin

Yayıncı:  İletişim Yayınları Editör:  Tanıl Bora Kapak: Suat Aksu Sayfa Sayısı : 131 Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise az. Üstelik, zamanımız gittikçe azalırken okunmayı bekleyen kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor. Elimizde sihirli bir değnek olmadığı için kalan sınırlı vaktimizi iyi eserlerin peşinden koşarak, kötü eserlerden ise kaçarak geçiriyoruz. Koşunun yorgunluğunu atmak ve kötü eserler karşısında ihtiyacımız olan teselliyi bulabilmek içinse elimden gelen, teselli için önerilebilecek iyi eserlerin peşine düşmek. İşte bu yüzden bugün teselliyi, " Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçin " isimli romanda arıyoruz. Zaman zaman Barış Bıçakçı uğruyor hayatlarımıza. Bir anda yeni romanının geleceği haberini alıyor, o güne kadar bekliyor, çıktığı gibi okuyor, böylece onu dinlemiş oluyor ve ardından kendisini uğurluyoruz; bir sonraki eserine kadar. O da iki eseri arasındaki süreçte ortadan kayboluyor, hiç görünmüyor, haber vermiyor; sonra bir anda yeni eseriyl...

Kontrol Kalemi: Machado de Assis - Mezarımdan Yazıyorum

Yayıncı:  Jaguar Kitap Çeviren:  Ertuğ Altınay Editör: Ferhat Özgür Sayfa Sayısı : 270 Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise az. Üstelik, zamanımız gittikçe azalırken okunmayı bekleyen kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor. Elimizde sihirli bir değnek olmadığı için kalan sınırlı vaktimizi iyi eserlerin peşinden koşarak, kötü eserlerden ise kaçarak geçiriyoruz. Koşunun yorgunluğunu atmak ve kötü eserler karşısında ihtiyacımız olan teselliyi bulabilmek içinse elimden gelen, teselli için önerilebilecek iyi eserlerin peşine düşmek. İşte bu yüzden bugün teselliyi, " Mezarımdan Yazıyorum " isimli romanda arıyoruz. Geçenlerde Cem Akaş'ın Susan Sontag'la yaptığı eski bir söyleşiyi okurken Sontag'ın kitaplar hakkındaki düşüncelerine gelince duraksadım (Söyleşi için  tık tık ). Amerikan romanı üzerine sohbet ederken kitapların harika olması gerektiğini düşündüğünü söylüyor. Ardından o can alıcı cümleyi kuruyor:  İki kez okumaya değmeyen bir kitap, bir kez...

Kontrol Kalemi: John Brunner - Şok Dalgası Süvarisi

Yayıncı:  Metis Yayınları Yayın Yönetmeni:  Bülent Somay Kapak Tasarımı:  Semih Sökmen Çeviren: İrma Dolanoğlu Çimen Baskı Yeri/Tarihi : İstanbul/1999 Sayfa Sayısı : 274 Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise az. Üstelik, zamanımız gittikçe azalırken okunmayı bekleyen kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor. Elimizde sihirli bir değnek olmadığı için kalan sınırlı vaktimizi iyi eserlerin peşinden koşarak, kötü eserlerden ise kaçarak geçiriyoruz. Koşunun yorgunluğunu atmak ve kötü eserler karşısında ihtiyacımız olan teselliyi bulabilmek içinse elimden gelen, teselli için önerilebilecek iyi eserlerin peşine düşmek. İşte bu yüzden bugün teselliyi, " Şok Dalgası Süvarisi " isimli romanda arıyoruz. Kırk dokuz yıl önce, henüz internetin hayatımızı ele geçirmediği; cep telefonları, görüntülü aramalar, solucan virüslerinin henüz ortalıkta olmadığı 1975'te, biraz önce tanıştığınız Shockwave Rider yayınlanır. Üstelik bugünden geriye doğru bakınca, John Brunner'ın...

Sınav Döneminin Başlangıcında Bir Haftalık Rapor

Merhaba. Siz bu satırları okurken ben -muhtemelen- bir amfide sınav nöbetinde olacağım (klişe açılışlara bayılıyorum). Üç hafta sürecek maraton, öğrencilerin bir kısmı için tatille müjdelenmişken bütünlemeye kalan diğerleriyle birlikte biz, temmuzun sonuna kadar koşturacağız. Okulun en karışık, en yorucu, en yoğun ve kimilerine göre en eğlenceli zamanları.  Bu yüzden sınav dönemi boyunca yeni bir rapor gelmeyecek. Belki yeni yazı gelebilir. Sınav nöbetleri esnasında insanın düşünmeye bol bol vakti oluyor. Rapor ise temelde o hafta izlediğim, okuduğum, dinlediğim şeylere dayandığından ve sınav haftasında -ne yazık ki- bütün bu eylemler çok azaldığından tekrara düşme tehlikesi içeriyor. Ben de tekrara düşmeyi hiç istemiyorum. Bir süre nefes alayım. Döndüğümde Gibi bitmiş olacak, konuşuruz. Ben nihayet Terra Nostra'yı bitirmiş olacağım, konuşuruz. Yeni kitaplar ve müzikler keşfedeceğiz, konuşuruz. O zamana kadar kendinize iyi bakın.