okunacak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okunacak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Kontrol Kalemi XVI: Mesafenin Şiddeti - Yalçın Tosun

 



Mesafenin Şiddeti - Yalçın Tosun (Yapı Kredi Yayınları)

Kitap Editörü: Murat Yalçın
Düzelti: Filiz Özkan
Kapak Tasarımı: Nahide Dikel
Baskı Yeri/Tarihi: İstanbul/Temmuz 2020
Sayfa Sayısı: 113

Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise az. Üstelik, zamanımız gittikçe azalırken okunmayı bekleyen kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor. Elimizde sihirli bir değnek olmadığı için kalan sınırlı vaktimizi iyi eserlerin peşinden koşarak, kötü eserlerden ise kaçarak geçiriyoruz. Koşunun yorgunluğunu atmak ve kötü eserler karşısında ihtiyacımız olan teselliyi bulabilmek içinse elimden gelen, teselli için önerilebilecek iyi eserlerin peşine düşmek. İşte bu yüzden bugün teselliyi, Mesafenin Şiddeti isimli öykü kitabında arıyoruz.

İlk (ve en beğendiğim kitap isimlerinden birine sahip olan) kitabı ''Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler'' ile kendisini tanıdığım ve ardından sıkı bir takipçisi olduğum Yalçın Tosun'dan özür dileyerek başlamak istiyorum. Çünkü beş yıllık aradan sonra Mesafenin Şiddeti'nin çıkacağını öğrenerek heyecanlanmış olmama rağmen böylesi güzel bir haberi çok çabuk unuttum. Çok sıradan bir günde, uzun zamandır yapmadığım kitap satış sitesi gezimi gerçekleştirmeseydim, muhtemelen uzun bir süre boyunca da bu unutkanlığım sürecekti. Kitabı gördüm, sipariş etmekte tereddüt etmedim ve geldiği gün okumaya başladım. Kötü bir okur olduğum ve geç okuduğum için özür dileyerek kontrol kalemimi elime alıyorum.

Daha önce değerlendirmelerimde pek dikkate almadığım bir hususla başlıyorum: Kapak. Yalçın Tosun'un şimdiye kadar çıkan kitaplarının kapakları hep güzeldi. Güzelliklerinin yanı sıra bana, öyküleri de tamamladıklarını hissettirirdi. Özellikle Dokunma Dersleri ve Bir Nedene Sunuldum'un kapakları, zaman zaman kitaplığınızdan çekip uzun uzun bakacağınız, göz dolduran kapaklardı. Ne yazık ki Mesafenin Şiddeti, böyle bir kapağa sahip değil. İsmine yakışır bir şekilde sizinle hikayeler arasına bir mesafe koyuyor. Elbette kapaklar beni, özellikle merak ettiğim kitapları okumaktan alıkoymaz. Ancak önceki çalışmaları düşününce standardın korunması iyi olabilirdi. Çünkü yazar, yazdığı hikayelerle kendi standardını oluşturmuş ve bunu korumayı bu kitabında da sürdüren bir isim. Son dönem öykücülüğümüzde kendine has bir yeri olan Yalçın Tosun'un kitaplarının kapaklarının da bu kendine haslığı sürdürmesi gerektiği kanaatindeyim.

Peki nedir Yalçın Tosun'un öykücülüğümüzdeki yerini özel kılan? Bana kalırsa bunu satır aralarında görmek mümkün. Yazdığı öyküleri gizlemeyi, öykünün vurucu noktalarını sessizliğe ve satır aralarına saklamayı başaran bir isim Yalçın Tosun. Bu durum, anlatısına da özen göstermesini gerektiriyor ki karşımızda fazladan bir kelime bile barındırmayan hikayeler görüyoruz. Hatta kimi zaman anlatmak istediği durumları, hissettirmek istediği duyguları olması gerekenden daha az kelimeyle, kelimelerden artan boşluğa sessizliği hikayelerinin başat bir ögesi olarak yerleştirerek kullanıyor. Mesafenin Şiddeti'nde de çok iyi yazdığı bu tarzı kullandığı hikayeler var. Örneğin ''Beden'' ve ''Uvertür Şarkıcı'' isimli hikayeler, benim Yalçın Tosun'un çok sevdiğim tarzıyla yazılmış hikayeler. Ancak bu kitapta fazlası var, yeni bir paragrafa geçmemi gerektiren bir yenilik var.

Mesafenin Şiddeti'nin ilk üç hikayesi (Makaslar, Çok Mutsuz Ama Çok Neşeliydik, Primadonnanın Ölümü) Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler'in son hikayesi ''Unutmabeni Çiçekleri''nde gördüğümüz bir anlatım tekniğine sahip. Esasında şöyle demek gerekir sanıyorum, Unutmabeni Çiçekleri'nde kullanılan tarz, geliştirilerek parçalar halinde bu üç öyküde kullanılmış. İlk iki öyküde birbirine bağlanan iki anlatıyı okuyoruz. Makaslar'ın taşıdığı gerilim, kısa kısa cümlelere bölünmüş iki anlatının üzerinde yükseliyor ve finale kadar başarıyla ilerliyor. Aynı şekilde Çok Mutsuz Ama Çok Neşeliydik de yan yana yollarda ilerleyen iki anlatının buluşmasıyla tamamlanıyor. Primadonnanın Ölümü ise Unutmabeni Çiçekleri'nin çok anlatıcılı yapısını kullanan iyi bir hikaye. Kitabın bu üç hikayeyle açılması, ilk başta tuhaf geliyor. Alışılagelmedik bir Yalçın Tosun okuduğumuzu hissettiriyor, ancak yazarın ilk kitabındaki bir hikayesinde kullandığı tarzının üstüne koyarak Makaslar gibi kuvvetli bir hikayeyle açılışı yapması insanı mest ediyor. İlk başta şaşırmış olsam da ''Bütün Hikâyeler Kırık'' isimli hikayeye geldiğimde bana tanıdık gelmeyen ilk sayfaların habercisiyle karşılaştığımı fark ediyorum. Üstelik daha önce de karşılaşmıştım. Yazar, Notos'un 74. sayısında yer alan bu hikayesinde ilk iki öykünün yapısına benzer bir yapıyı henüz bu kitaptan çok önce, 2019'da okurlarına sunmuş. Üstelik o zaman da ilk başta şaşırmış, ardından hikayeyi çok sevmiştim. Aradan geçen zamanda hafızamın azizliğine uğramak beni biraz üzse de eski bir dostla karşılaşmış olmaktan dolayı minnettarım. Hikayenin tek bir damardan ilerlemediği bu tarz, yazara pek çok imkan sunuyor. O da bu imkanları öylesine iyi kullanıyor ki hikayelerin yoğunluğu artıyor. Her sonda durup biraz düşünmek, hikayeyi sindirmek için beklemeniz gerekiyor.

Farklı anlatıma sahip olan hikayelerin dışındakiler alıştığımız ve çok sevdiğimiz Yalçın Tosun hikayelerinin başarılı örneklerinden. Sessizliğin, dile getirilemeyenlerin baş rolde olduğu, bazen yalnızca bir cümlesiyle sizi yakalayan hikayeler. Aradan geçen beş uzuuuun yılın ardından insanı doyuran, ancak daha fazlasını istemesine neden olan hikayeler. Okuru teselli ediyor mu, emin değilim. Çünkü kitaptan geriye, Yalçın Tosun'un daha önceki kitaplarında da olduğu üzere, bir sızı kalıyor.

Teselli Puanı: .../...

3 Şubat 2020 Pazartesi

Yakında I


Gerek alışkanlıktan gerek hızlı olduklarına dair taşıdığım inançtan dolayı çoğunlukla tek bir siteden kitap sipariş ediyorum. Son siparişime kadar oldukça hızlı olan bu site (pazartesi günü sipariş ettiğim kitaplar, cuma günü elime geçmişti), son siparişimde beklenmedik bir şekilde bir esrar perdesinin arkasına gizlenmeyi tercih ederek hafızamla oyun oynamaya karar verdi. 16 Ocak Perşembe günü verdiğim sipariş, bu satırların yazıldığı 3 Şubat Pazartesi günü hala elime ulaşmış değildi. 

Hayır, amacım kesinlikle şikayet etmek değil. Gereken şikayeti, şikayet etmem gereken yerlere, gereken şekilde ama gereğinden biraz fazla sayıda dile getirdim. Sorun şu ki aradan geçen sürede, hem yoğunluk, hem unutkanlık, hem de araya giren kitaplar sebebiyle hangi kitabı, neden sipariş ettiğimi unuttum. Evet, hepsini okumak için sipariş ettim. İlginçtir, hepsini yakın zamanda okumak için sipariş ettim. Ancak aradan geçen süre siparişimi (ve elbette zihnimi) bulanıklaştırdı. Bu yüzden yapmak istediğim, sipariş listemi sizlerle paylaşarak hangi kitabı, neden sipariş etmiş olabileceğimin izini sürmek. Hazırsanız, başlayalım.


16.01.2020 Tarihli Kitap Siparişi (Siparişin Adına ''Gelmeyen'' Diyebiliriz)

1. Görme Biçimleri - John Berger
2. Enformasyon Bombası - Paul Virilio
3. Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar - Richard Kearney
4. Kan Revan İçinde - Roy Porter 
5. İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları - Louis Althusser
6. Mimesis: Batı Edebiyatında Gerçekliğin Tasviri - Erich Auerbach
7. Çelik Fırtınalarında - Ernst Jünger
8. Serbest Kürsü - Alejandro Zambra

Liste bu şekilde. İlk bakışta benzerlik yakalayabildiğim birkaç nokta var. Birincisi bu bir tatil listesi olarak düşünülebilir. Çalışma alanım dışında, daha çok ilgi alanlarıma yönelik kitaplar siparişi ele geçirmiş. İkinci olarak kitapların arasında tematik bir yakınlıktan pek söz edemeyiz ki bu, ilk durumla alakalı. Belli ki kısa bir tatil dönemine gireceğimi düşünerek bunu değerlendirmek istemişim. Pek bir kaybım olduğunu söyleyemem. Ne ben tatile girebildim, ne de kitaplar geldi. 

Liste, bir bütün olarak bana pek az şey çağrıştırıyor. Onları da yukarıda söyledim. Tek tek kitaplara bakmak, kitap kapaklarını görüp hafızamda uyandıracağı birtakım izlerin peşinden gitmek istiyorum. Bu seriye devam edebilirim. Ancak bunun için her siparişimin gecikmesi gerekir ki bunu hiç istemem. Son tahlilde bu yazı serisine devam etmeyi de gönülden istiyor değilim. Ancak geleceğin neler getireceğini bilemeyiz. (Merak edenler için kitabı inceleyebilecekleri linkleri koyuyorum.):

1. Görme Biçimleri - John Berger


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Bir tavsiye değildi.
2. Daha önce John Berger okumadım.
3. Kitabın ismi ya da kapağı, onu tercih etmemde etkili değil.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Celil Sadık'ın Uygarlığın Ayak İzleri kitabını yakın zamanda okumuş olmamın bu kitabı sipariş etmemde etkili olup olmadığından emin değilim.
2. Kitabı birkaç yerde duymuş olmamın bu kitabı sipariş etmemde etkili olup olmadığından emin değilim.
3. John Berger'i birkaç yerde duymuş olmamın bu kitabı sipariş etmemde etkili olup olmadığından emin değilim.

Listedeki kitaplar arasında ilginç bir yerde duran ikinci kitap (ilkine birazdan geleceğiz). Satırları yazarken üzerinde biraz daha düşündüm ama kitabı neden sipariş etmiş olabileceğime dair hiçbir fikrim yok.

2. Enformasyon Bombası - Paul Virilio


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Metis Yayınları'ndan çıkmış olması kararımı etkilemiştir.
2. Kitabı Althusser'in kitabını okuduktan sonra okumak üzere sipariş ettim.
3. Kapağı biraz canımı sıktı.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Althusser okumadan bu kitabı kendimden bu kadar emin bir şekilde sipariş edecek özgüvene sahip olduğumdan emin değilim.
2. Birinci maddeye devam olarak kitabın fiyatından emin değilim. Eğer çok uygun gördüysem bu kararımı etkilemiştir.
3. Kitaptan tam olarak ne beklediğimden emin değilim. 

Notlarımı kontrol ediyorum, alınacaklar listesinde adı geçmiyor. Son okuduğum kitapları kurcalıyorum, bu kitaba bir atıf göremiyorum. Kaynakçalarında ismi geçmiyor. Şüphelenebileceğim hiçbir isim aklıma gelmiyor. Kitabı sipariş etmemde en önemli etkenin, kitabın indirime girmesi ve çok cüzi bir miktara geliyor olması gerektiğini düşünmekten başka çarem yok.

3. Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar - Richard Kearney


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Çalışma alanımla ilgili olması onu sipariş etmemde önemli bir nokta.
2. Kitabın kapağının güzelliği, birinci maddenin önüne geçiyor.
3. Kitabın adında gizli bir oyun var.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Sipariş verdiğim siteden şüphe etmeye başlıyorum. Çünkü bu kitap da Metis'in çıkardığı kitaplardan biri.

Kontrol ettiğimde şüphem ortadan kalkıyor. Bu kitabı görmek, heyecanlanmama yol açtığına göre sipariş kararımda da bu heyecan etkili olmuş. 

4. Kan Revan İçinde - Roy Porter


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Metis'i seviyorum.
2. Tarih okumayı seviyorum.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Tıbba karşı ne zaman ilgi duymaya başladığımdan emin değilim. Tıp öğrencileri, ders çalışma azimleri nedeniyle her zaman ilgimi çekmiştir ama çalıştıkları alana dair ilgim ve bilgim son derece az.
2. Belki de tıp öğrencilerinin çalışma azimlerine olan ilgim, merakımı tetikledi. En azından bir başlangıç kitabı aradım. 
3. Kitabın adı, bu arayışımda etkili olmuş olabilir.

Bir gün kitaplarıma kavuşursam okuyacağım ikinci kitap olacak. Birincisine birazdan geliyoruz.

5. İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları - Louis Althusser


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Bunca zaman okumamış olmam ayıp.
2. Bunca zaman okumamış olmam çok büyük bir ayıp.
3. Bunca zaman okumamış olmam bahsini kapatmak istiyorum.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Bu kitaba atıf yapan pek çok çalışma okuduğumdan kitabı okumamış olmamın mazur görülebileceğinden emin değilim.
2. Kitabı okumayı bunca zamandır ertelememin gerçek ve kabul edilebilir bir sebebi olduğundan emin değilim.

Sipariş verdiğim zamanda söylediğim şeyi hatırlıyor gibiyim: ''Artık zamanı geldi.'' Genellikle bu cümleyi, bir şeyin zamanının zaten geçmiş olduğunu fark etmeden kurarım.

6. Mimesis: Batı Edebiyatında Gerçekliğin Tasviri - Erich Auerbach


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Sipariş edilen diğer kitaplarla düşünüldüğünde bu kitabı en son okuyacağımdan eminim.
2. Kitabın bana ağır geleceğinden korktuğumdan eminim. 
3. Kitabın Türkçe'de yayımlanıyor olmasının getirdiği heyecana şahit olduğumu ve kitabı merak etmeye başladığımı hatırlıyorum.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Arka kapakta adı geçen eserlerin bir kısmını okumamış olmamın beni ne kadar zorlayacağından emin değilim.
2. Kitabı anlamak için sarf edeceğim çabanın yoğunluğundan emin değilim.

Bu kitabı büyük bir özgüvenle sipariş ettiğime karar verdim. Deli cesareti de diyebiliriz sanırım. Hatta belki de durumumu özetleyecek en iyi tasvir budur: Deli cesareti.

7. Çelik Fırtınalarında - Ernst Jünger


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Cam Arılar'ı, bir bölümü dışında beğenmediğim için bu kitabı sipariş ederken duraksadığımı, bu nedenle siparişe açıldığı ilk an sipariş edemediğimi hatırlıyorum.
2. Savaş anlatılarını sevdiğim, bu kitap hakkında da birkaç kişiden dikkate değer övgüler gördüğüm için ikna olduğumdan eminim.
3. Jaguar Kitap'ı seviyorum.

Sipariş Hakkında Emin Olmadığım Noktalar
1. Her okurun yıldızının barışmadığı bir yazar vardır: Benim için bu ismin Ernst Jünger olmasından korkuyorum.
2. Savaş anlatılarına doyup doymadığımdan emin değilim. Böylesi bir durum kitabın dışındaki bir nedenden ötürü ona gereken değeri vermemi engelleyebilir. Bu durum canımı sıkıyor.
3. Genelde sipariş listemde yalnızca bir kurmaca esere yer verirken bu kitabın da listeye girmiş olması, kitaba güvendiğim anlamına mı gelir?

Kitabı okumadan kitap hakkında inceleme yazmaya karar verdim. (Elbette, bu bir söz değil. Kendimi bağlamıyorum.)

8. Serbest Kürsü - Alejandro Zambra 


Sipariş Hakkında Emin Olduğum Noktalar
1. Alejandro Zambra tarafından yazılmış her şeyi okurum.
2. Alejandro Zambra tarafından yazılmış her şeyi okurum.
3. Alejandro Zambra tarafından yazılmış her şeyi okurum.
4. Alejandro Zambra tarafından yazılmış her şeyi okurum.
5. ...
6. ...

Listenin dört gözle beklediğim, elime geçtiği gibi okumaya başlayacağım yegane kitabı. Elbette geç kavuşmamızın sorumlusu olarak kendisinden özür dileyeceğim. Bu arada ciddiyim, Alejandro Zambra tarafından yazılmış her şeyi okurum.

Bir Başka Yılın Dökümü

Merhaba. Daha önceki senelerde, bir sene boyunca okuduğum kitapları kaydetmeye karar vermiştim. Böylece her sene 7 Ağustos'ta bir liste ...