26 Nisan 2026 Pazar

Guts Asterix'e Karşı?

Selam.

Dün gece rüyamda Asterix'i gördüm. Karanlık, çorak bir arazideydi. Dünkü Berserk animasyonu ve yazısıyla ilgili olsa gerek.

Bu bir işarettir diye yapay zekadan Berserk'i Asterix çizgi romanının tarzıyla, Asterix'i de Berserk mangasının tarzıyla yorumlamasını istedim. Fena olmadı.



Guts ile Asterix'i bir tutup ikisini aynı boyda çizmesi çok hoşuma gitti. Böyle olunca Guts'ın meşhur kılıcı biraz güdük kalmış ama o kadar kusur olur diyelim.

25 Nisan 2026 Cumartesi

Adanmışlık Üzerine

Selam.
Bir süredir altta linkini paylaştığım fan yapımı Berserk projesini bekliyorum. 1997 tarihli animenin ikinci sezonu olarak düşünülen proje, 1997 tarihli ilk sezonla aynı estetiğe sahip. Aynı görsel dille hikayenin devamını anlatmak istiyorlar. Pilot bölümü ve fragmanları izledikten sonra yapımcıyı takibe aldım ve bu sabah itibarıyla ilk bölümünü izledim. 
Bir fan yapımına göre oldukça başarılı.
Berserk, çok büyük hayranı olduğum bir seri değil. 1997 tarihli animesini birkaç ay önce izledim, çok beğendim, ancak mangasına devam edecek gücü kendimde bulamadım. Buna karşılık bu hikayeyi yazan ve okuyan insanların seriye bağlılığı her zaman ilgimi çekti. Serinin yaratıcısı Kentaro Miura'nın hayatının işi olan eser, dünyada milyonlardan oluşan bir hayran kitlesine sahip. On yıllardır devam eden seri, pek çok farklı insana ilham olmuş. Hayranları, seriye kendilerini adamışlar adeta.
Tıpkı aşağıdaki fan yapımı proje gibi. Burada da adanmış bir iş söz konusu.
Bu adanmışlık önemli. Belki seri, telif hakkı sebebiyle iptal edilecek, belki maddi imkansızlıklar nedeniyle devam ettirilemeyecek. Ancak birilerinin cesaret edip bir adım atması, çok sevilen bir işe sevilecek bir devam düşünülmesi çok önemli. Hele ki her şeyden kolayca sıkıldığımız ve kendimizi adamaya değer işlerle karşılaşmakta zorlandığımız bu çağda, daha da önemli. Elbette haşa hayatlarını adadıkları projeleri olan insanlar var. Ama çağ, onların çağı değil. Hesap kitabın daha ön planda olduğu, hızlıca yeni fikirler bulmanın tek bir fikir üzerinde etraflıca kafa yormaya tercih edildiği bir çağdayız.
Neyse efendim, bir şans verin diye bölümü buraya bırakıyorum.
Görüşmek üzere.

https://youtu.be/8HaR-P_rbzU?si=XSxKclKgFTUNFrLV

24 Nisan 2026 Cuma

Geçmiş Zamanda Okuduklarım

Selam.
Üniversite yıllarımdan kalma bir defter buldum. Muhtemelen 2016 yılından kalma.
Okuduklarımı not etmişim.
Zaten defterin 2016'dan kalma olduğunu kaydettiğim ilk kitap, Seyrek Yağmur sayesinde anladım. Çıkışını dört gözle beklemiş ve çıktığı gibi okumuştum. 
Şimdilerde en beğendiğim kitaplar arasında saydığım çoğu kitabı ilk defa o zaman okumuşum, daha önce okuduğumu bildiğim kitapları tekrar okumuş ve listeye kaydetmişim. Tür de ayırt etmemişim. 
Bir de nedense listeye kurşun kalemle başlamışım.
Liste işinde acemiymişim. 
Buyrun efendim.






23 Nisan 2026 Perşembe

Yakın Zamanda Okuduklarım

Selam.

Bir süredir yoktum. Birtakım görevlerimi yerine getirmekle meşguldüm. Ancak bu süre zarfında okumaya ara vermiş ve sizleri unutmuş değilim.

Ortadan kaybolduğum 1-2 aylık süreçte okuduğum kitaplar hakkında burada kısa kısa yazacağım, birkaçı hakkında ise kesinlikle daha uzun yazmak istiyorum. Bu yüzden bu yazıyı farklı yazılar için bir ısınma turu olarak görebilirsiniz.


Yaşar Kemal - Dağın Öte Yüzü: Yaşar Kemal'in Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır ve Ölmez Otu romanlarından oluşan üçlemesini bitirdim. Kalemimin gücü yeterse hakkında kesinlikle yazmak istiyorum. Çukurova'ya pamuk toplamaya inen Yalak köylülerinin başından geçenleri anlatan bu üçleme, Türk edebiyatının önemli zirvelerinden biri. Karakterleri olsun, dili olsun, anlatımı ve o tatlı büyülü gerçekçiliği olsun, bir hazine. Hakkında yazarım yazamam, orasını bilemem ama siz o yazıyı beklemeden okumaya başlayın. 

Ralf Rothmann - Baharda Ölmek: Nazilerin hızla geri çekildiği ve savaşın sonunun göründüğü zamanlarda askere alınan iki arkadaşın hikayesi. İkinci Dünya Savaşı hikayelerinden sıkıldığımı düşünerek başlamama rağmen henüz ilk sayfalarıyla beni içine çekmeyi başardı. Rothmann, çok maharetli bir anlatıcı, diğer kitaplarına da şans vereceğim.

Tuğba Doğan - Nefaset Lokantası: Türkiye'den gitmeye karar veren gazeteci Salih üzerinden bir gidiş (aslında gidemeyiş) öyküsü. Bu kitap üzerine bir süredir düşünüyorum. Okurken beni rahatsız eden yanları vardı, beğendiğim yanları vardı. 

Suat Derviş - Fosforlu Cevriye: Yazıldığı dönemin çok ilerisinde bir kitap. Gerek karakterleri, gerek anlatımı, gerek cesareti, gerek hikayesiyle (bu kısım biraz tartışılır) Suat Derviş'in Fosforlu Cevriye'sini büyük bir şaşkınlık, bu şaşkınlıktan daha büyük bir keyifle okudum. 

Latife Tekin ve Son Kitabı "Para Gürültüsü" Üzerine

Latife Tekin ile ilk defa fakültenin üçüncü sınıfında bir grup çalışmasında tanıştım. Bir dönem boyunca yoksulluk konusunu Latife Tekin'...