hukuk fakültesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hukuk fakültesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2024 Pazartesi

Yeni Bir Haftalık Rapor, Son Kez Terra Nostra (Liste İlavesiyle)

Yeni bir haftadan selamlar. Bu aralar bildirileri yetiştirmeye çalıştığım için haftamın ve enerjimin çok büyük bir kısmını yazmaya ayırıyorum. Bu nedenle okuma, izleme, dinleme işleri geri planda kalıyor. Bildiğiniz üzere birkaç haftadır "Terra Nostra " okuyorum, hem de büyük bir keyifle (Korkmayın, bu sefer kitabı çok az öveceğim). Geçen hafta kitabın ilk bölümünü bitirirken "İkinci Ahit" isimli müthiş bölümünü okudum. Feodalizmin çöküş zamanlarında bir senyör, bir saray çalışanı, bir de tüccar arasındaki tartışmayı işleyen bölüm beni net bir şekilde ikna etti. Kitabı, bir zamanlar adı "Genel Kamu Hukuku Dersinde Önerilebilecek Kitaplar" olan, ancak sonradan adını kaybeden listeme eklemeye karar verdim. Hem bu vesileyle, bir süredir yapmak istediğim, listeyi güncelleme işini de halledebilirim. Listenin ilk hali şu şekildeydi:

Listenin tamamlandığı gafletine düştükten sonra zamanla birkaç eser daha burada yer alma konusunda beni ikna etti. Robert Graves'ten "Ben, Claudius"; Monika Maron'dan "Uçucu Kül", Şevket Süreyya Aydemir'den "Suyu Arayan Adam", Dag Solstad'tan "Lise Öğretmeni Pedersen'in Ülkemize Musallat Olan Büyük Siyasi Uyanışa Dair Anlatısı", Sophie Mackintosh'tan "Mavi Bilet", Hilary Jordan'dan "Uyandığında", Marlen Haushofer'dan "Duvar" ve Ursula K. Le Guin'den "Karanlığın Sol Eli", listeye Terra Nostra'dan önce giren diğer kitaplar oldu. Şimdilik son eser olan Terra Nostra ile listeyi kapatırken birtakım uyarılarda bulunmam gerektiğini fark ediyorum.
Liste, her liste gibi sübjektif. Tamamen benim okurken büyük keyif aldığım ve hukuk öğrencilerinin okumaları gerektiğini düşündüğüm kitaplardan oluşuyor. Elbette akla ilk gelen kitapları (Dava, öhöm) almak istemedim. Hukukla ilişkisi biraz daha silik olabilen, belki bu ilişkiyi aratacak kadar silik birkaç  kitap varken geleceğin hukukçularına belirli bir bakış kazandıracağını düşündüğüm kitaplar da var. Örneğin, "Biçem Alıştırmaları" gibi deneysel bir metin "şimdi hukukla ne alaka?" diye düşündürebilir. Ancak bir hukukçu metinlerle haşır neşir olacaksa -ki olacak-, bu kitabı da okuması gerekli, diye düşünüyorum.

Listede bolca bilimkurgu ve distopya var. Eğer bu tarz kitaplardan hoşlanmıyorsanız, üzülmeyin. Listede farklı kitaplar yine de ilginizi çekebilir. Bu tarz kitapları seviyorsanız, sizin için hoş bir seçki olacak. Özellikle feminist distopyalar, daha önce üzerine eğilmediğiniz konularda sizi, çok önemli tartışmalara çekebilir. Katherine Burdekin, Ursula K. Le Guin, Sophie Mackintosh, Hilary Jordan ve Marlen Haushofer'ın liste içinde bir liste olarak düşünebilir, ayrıca okuyabilirsiniz.

Kitapların mekan ve zaman aralığı da hoşuma gitmedi değil. Ortaçağ'dan itibaren hemen hemen her döneme ilişkin bir kitap var. Bununla beraber, Milli Mücadele dönemi Anadolusu'na Nazi Almanyası'na, Sovyetler Birliği'ne, İskandinav ülkelerine gitme şansına sahipsiniz. Çok uzak bir gelecekte, çok başka dünyalarda geçen müthiş bir seri dahi var. Listeyi oluştururken buna pek dikkat etmemiştim ancak çeşitlilik, iyi olmuş. 

İki öykü, bir tiyatro metni, bir OuLiPo metni, bir de kurgu-kurgu dışı birlikteliği içeren metin dışında kitaplar, görebileceğiniz üzere hep roman. Kimisi kolay okunur, kimisi ise biraz dikkat ve uğrş gerektirebilir. Hepsini okumak size kalmış, listeden birkaç kitap bile yeni okurlarla tanışsa benim hedeflerim gerçekleşmiş demektir.

Peki bu kitapları okuyunca ne olacak? Daha iyi bir hukukçu mu olacaksınız? Elbette, tek başına bu kitaplar sizi daha iyi bir hukukçu yapmayacak. Ancak şunu temin edebilirim, bu kitapları okuduktan sonra, okumadan önceki halinizden daha kötü bir hukukçu olmayacaksınız, olamayacaksınız. Zaten önemli olan da bu değil mi?

5 Ocak 2024 Cuma

Badem ve Listeler Üzerine (Ek: Bir Okuma Listesi)

Suratımda bir kedi poposuyla uyanıyorum. Saat 4:35.

Evdeki misafirimiz, günün erken saatlerinde uyanıp sevilmek istiyor. Önce evdeki iki insandan birini uyandırmak için yoğun bir çaba gösteriyor. Miyavlıyor, gezmemesi gereken yerlerde geziyor, suratımıza oturuyor, koşturuyor. Uyanıyorum. Mama ve su kaplarını tazeledikten sonra kahvenin suyunu koymak için mutfağa geçiyorum. Evdeki misafir de benimle geliyor. Kahve suyunu koymamı bekleyip uygun anı kolladıktan sonra, benimle göz göze geldiği gibi halının üzerine bırakıyor kendisini. Göbeğini açıyor ve kendisini sevmemi bekliyor. On-on beş dakika sonra o uyumaya, benim yatakta bıraktığım boşluğu doldurmaya gidiyor. Ben de kahvemi alıp bu yazının başına geçiyorum.

Aslında yazının girişi farklıydı. Ancak Badem (bir önceki paragrafta bahsi geçen misafir), önce beni uyandırdı. Sonra da kumunun azaldığını görmemle günün ilk listesini yapmama vesile oldu. Alışveriş listesinin ilk sırasında Badem'in kumu var. Sonra su, ev için birkaç bir şey daha vs. Ancak bu kadar, kısa bir liste bu. Üzerine çokça düşüneceğim, vakit ayıracağım bir liste değil ve marketlerin açılmasına daha saatler olduğu için, bari yazıyı aradan çıkarayım dedim. O yüzden de hala bitmeyen bu girişi düşündüm. 

Sürekli liste yapıyoruz, yapıyorum. Her gün için yapılacaklar listesi, haftalık planlama listeleri, okuma listeleri, alışveriş listeleri, müzik listeleri... Kimisini hızlıca tamamlıyorum, kimisi üzerine uzun uzun düşünüyorum. Kimisi sadece beni ilgilendiriyor, kimisi ise başkalarıyla paylaşmak üzere hazırlanıyor. Hatta geçen sene böyle bir listeyi başka bir yerde paylaşmıştım. Bir okuma listesiydi. Aslında geniş çaplı bir listenin ufak bir parçasıydı. Genel Kamu Hukuku dersi için önerilebilecek eserler üzerinde düşünüyordum. Ancak bu liste, akademik çalışmalardan ziyade kurgu eserleri içerecekti, en azından plan buydu (Akademik çalışmalar için ayrıca bir liste de var). Arkadaşlarımla görüştüm, onlardan roman, öykü, dizi, film tavsiyeleri aldım. Sağ olsunlar, çok geniş bir liste oldu. Ancak liste yapmanın getirdiği birtakım sıkıntılar da var. İlki önerilenleri tüketmekle alakalı. Bir şeyi önermek için onu tüketmiş olmak gerektiğini düşünüyorum. En azından ben, özellikle böyle öneri içeren listelerde, önereceğim şeyi savunabilmek de istiyorum. Okumadığım veya izlemediğim eserleri öneremiyorum. Listedeki pek çok dizi ve film de bana bakıyordu. Kendileriyle yavaş yavaş tanışıyorum; belki bir gün, bütün listeyi izleyip bitirebildiğimde, o kısmı da paylaşırım (Ya da bu fikrimden vazgeçip tüketmediğim eserleri de önermeye başlarım).

Listelere ilişkin bir başka sıkıntı; listelerin, listeyi yapanın keyfine göre akışkan bir yapıya sahip olabilmesi. Benim Genel Kamu Hukuku dersi için düşündüğüm ve bir noktada kapsamını daraltarak okuma listesine dönüşen listem, başka bir noktada yine değişti. Kendimi sadece ders ile sınırlandırmak istemediğimi fark ettim ve "neden hukuk fakültelerinde daha fazla okunması gerektiğini düşündüğüm eserler listesi olmasın ki? dedim. Buna benzeyen listeler var. Özellikle üniversite tercih sonuçları açıklandıktan sonra, hukuk öğrencilerinin okuması gereken kitaplar, izlemesi gereken filmler/diziler listeleri paylaşılır. Bu listelerin ortak eserleri var. Çoğu aklınıza gelmiştir. Çok sıkı listeler de var. İşte bu listeleri de aklımda tutarak, bu listelerde pek sık rastlamadığımız, ancak fakültelerde daha sık önerilse, daha çok kişi tarafından okunsa ne güzel olur dediğim eserlerden teşekkül bir liste hayali kurdum. Bu da beni listelere ilişkin diğer probleme getirdi.

Liste işi, özellikle de bir şey önermek üzerine hazırlanan listeler, egoistçe bir iş (büyük harflerle BENCE). "Sen kimsin?" derler insana. "Bakın, ben bunları okudum. Siz de okuyun." demek, bunu diyebilme cesaretini bulabilmek tuhaf geldi. "Ben kimim de böyle büyük büyük listeler yapıyorum" dedim kendime, hem de çok sık. Bu yaptığımın sağlıklı bir şey olmadığı noktasında aydınlanacak kadar uzun bir süre kendime yüklendim. Sonra, sadece bir okur olduğumu fark ettim. İyi bir eseri önermeyeceksem okurluğun pek bir anlamı olmayacağına kani oldum. Yine denebilir tabii, "sen kimsin de bu eserin iyi olduğunu söylüyorsun?" diyenler çıkabilir. Sayfanın üstünde de yazıyor: Kötü bir okurum ben. Bu kadar.

Amacım, listedeki kitapları paylaşmak ve bu kitaplar için bir iki cümle yazmaktı. Laf lafı açtı, yazı uzadı. O halde sadece listeyi paylaşarak bitireyim. Listedekilerin neden bu listede olduğunu açıklama işini bir başka yazıya saklayayım. Görüşürüz.

1. Vladimir Nabokov - İnfaza Çağrı
2. Max Frisch - Kont Öderland
3. China Mieville - Şehir ve Şehir
4. Frank Herbert - Dune Serisi
5. Ödön von Horvath - Tanrısız Gençlik
6. J. M. Coetzee - Barbarları Beklerken
7. Kazuo Ishiguro - Gömülü Dev
8. Kazuo Ishiguro - Klara ile Güneş
9. Upton Sinclair - Petrol
10. Upton Sinclair - Şikago Mezbahaları
11. Katherine Burdekin - Svastika Geceleri
12. Tahsin Yücel - Gökdelen
13. Umberto Eco - Gülün Adı
14. Dino Buzzati - Tatar Çölü
15. Bernard Beckett - Genesis
16. Isaac Asimov - Franchise
17. Philip K. Dick - Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?
18. Ursula K. Le Guin - Omelas'ı Bırakıp Gidenler 
19. Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
20. Philip Blom - Cadı Kazanı
21. Raymond Queneau - Biçem Alıştırmaları
22. Robert Graves - Ben, Cladius
23. Monika Maron - Uçucu Kül

Bir Başka Yılın Dökümü

Merhaba. Daha önceki senelerde, bir sene boyunca okuduğum kitapları kaydetmeye karar vermiştim. Böylece her sene 7 Ağustos'ta bir liste ...