25 Mart 2024 Pazartesi
Haftalık Rapor 10
21 Ocak 2024 Pazar
Haftalık Rapor 3
Geçen hafta telefonu, bir önceki haftaya göre 1 saat 4 dakika daha az kullanmışım. Bu iyi haberle geçen haftanın raporu şöyle şekillendi, demeden önce şu gerçeği belirtmekte fayda var. İnsan, bir haberi iyi olarak algılamada ve bu haberi başkalarına bir müjde olarak vermede çok tez canlı. Kurnaz bir tez canlılık bu, haberi hemen paketleyip ardını arkasını sormayı, soruşturmayı engelleyen bir tez canlılık. İlk cümleyi ele alalım mesela, telefonu 1 saat 4 dakika daha az kullandığımı söyledim. Bunu iyi bir habermişçesine sundum.
Halbuki siz okurlar, geçen haftanın tamamında sınav görevlisi olduğumu, görev esnasında telefona zaten az bakmam ve bu 1 saat 4 dakikalık sürenin aslında daha az olması gerektiğini bilmiyorsunuz. Belli ki daha az olması gereken ekran süremi, sınav aralarında ekstra çaba sarf ederek yine yukarıya çekmişim. Yani başarısız bir başarı bu. Evet, ekran sürem kısalmış; bütün bu yazı dizisini yazma amacımı gerçekleştirmişim gibi görünüyor. Halbuki, çok daha iyi olabilirdi, olmalıydı. Ortamın uygunluğunu geçtim, ortamın zorunluluğuydu bu.
Yine de haberi, iyi bir haber gibi sundum. Burada bir hayat dersi var, ancak ortaya çıkarmak için yorgunum. Bu haftayı da atlatalım, sonra hep beraber hayat dersleri üzerine düşünürüz. Söz.
Neyse efendim, karşınızda geçen haftanın raporu.
Ne Okudun?
Bu hafta akademik okumalar açısından kısırdı. Günün yorgunluğunu biraz sonra göreceğiniz müthiş romanla atarken yalnızca tek bir eser bana eşlik etti; Harold J. Laski'nin "Düşünce Özgürlüğü" isimli eseri. Laski'nin akıcı, kılçıksız üslubu ve kolay okunurluğu nedeniyle araya aldığım bu eseri, not ala ala okudum. Hem dinlendirdi, hem de farklı yolları gösterdi. Laski okumayı değerli buluyorum. Açık bir zihnin, döneminin güncel örneklerini kullanarak tartışmalara nasıl katkı sağlayabileceğini göstermesi açısından önemli.
Haftanın romanı, Cixin Liu'nun "Üç Cisim Problemi"ydi. Geçen haftanın raporunda başladığımı söylemiştim. Bu hafta, her boş vaktimde elime aldım, elimden bırakamadım. Sıkı bir bilimkurgu okumayalı çok uzun zaman olmuştu. Üç Cisim Problemi, sıkı bilimkurguyu ne kadar özlediğimi ve sıkı bilimkurguya ne kadar aç olduğumu hatırlattı. Seriyi muhakkak bitireceğim, ancak zamana yaymalı mıyım, yoksa hemen devam kitabını sipariş etmeliyim, henüz karar veremedim.
Hafta bitmeden, Dag Solstad'ın "Lise Öğretmeni Pedersen'in Ülkemize Musallat Olan Büyük Siyasi Uyanışa Dair Anlatısı"na başladım. Solstad, sevip sevmediğime henüz karar veremediğim bir yazar. Daha önce "On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap"ını okumuştum. Kitabı, bir sahnesi dışında hatırlamadığımı fark ettim, sanıyorum beğenmedim diyebilirim. Ancak ikinci kez şans vermek istemişim belli ki yeni kitabını aldım. Haftaya göreceğiz.
Ne İzledin?
İzleme açısından kısır bir haftaydı. O kadar kısırdı ki dün ikişer bölüm izlediğim "Gibi" ve "Prens" olmasa bomboş bir hafta olacaktı. Gibi'yi de çok dahil etmemek lazım, çünkü "Karanlık Güç" ve "Kuki"yi zaten defalarca izlemiştim. Prens ise arada açıp kaldığım yerden devam ettiğim, rahatlamak için izlediğim dizilerden bir diğeri. Henüz ilk sezonunu bile bitirmedim, muhtemelen ikinci sezonu geldiğince anca bitirmiş olurum ancak keyifli bir komedi.
Ne Dinledin?
Yeni bir şarkı yok. Biraz Queen, biraz eski çalma listeleri, çok az da Metallica.
Rapor bu şekilde, haftaya görüşürüz.
14 Ocak 2024 Pazar
Haftalık Rapor 2
Her pazartesi telefonum, geçen haftanın sağlık verilerini içeren raporu gönderiyor. Uyku düzenim, ekrana bakma sıklığım, kullandığım programları kaçar saat kullandığım vs. üzerine can sıkan bir sürü veri. Az uyuyorum, ekrana çok sık bakıyorum. Telefon ekranına bakmadığım zamanların büyük bir kısmını bilgisayar ekranına bakmakla geçirdiğimi bilmeyen telefonuma karşı mahcubum. Üstelik bu haftanın raporunda, telefonumu geçen haftaya göre 1 saat 20 dakika daha fazla kullandığıma ilişkin bir not da vardı. Bu süreyi, tekrar başladığım satrancın aldığını düşünüyorum. Bir yandan iyi, diğer yandan ise kötü. Haftada 80 dakika satranç için çok kısa bir süre olduğu için kötü, paslandığım için eski formuma kavuşana kadar fazlaca vakit ayırırdım diye düşünüyordum. Öte yandan yalnızca bu kadar vakit ayırabilmiş olmam iyi, fazlasını ayıracak vakit bulabilmem -özellikle bu haftadan itibaren- pek mümkün görünmüyor.
Neyse efendim, karşınızda geçen haftanın raporu.
Ne Okudun?
Haftanın akademik metni Cemal Bali Akal'ın "Yasa ve Kılıç" kitabıydı. Geçen haftaki okumalardan sonra (tık tık) bu metne geri dönmem gerektiğini hissettim. Aradığım şeyi, üzerinde çalıştığım metin gereken çok değerli atıflar ve ek kaynakları buldum. Üstelik Cemal Bali Hoca'nın üslubundaki lezzeti bir kez daha tattım. Hocanın metinleri okumak akademik keyfin yanı sıra edebi bir keyif de veriyor.
Haftanın önemli bir kısmını Ayhan Geçgin'in "Son Adım"ı ile geçirdim. Beklenmedik bir anda gelen sımsıkı bir yumruk gibiydi. Kitabın son otuz-kırk sayfada saptığı yol, bitirdiğiniz yerden geriye bakınca esasında bu yola dair işaretlerin verilmiş olduğunu görmek, tekrar sonu hatırlamak, zor bir deneyimdi. Zor olduğu kadar güzel. İnsan Ayhan Geçgin'in bütün kitaplarını okuyup bitirmek istiyor, ancak bir yandan da her zaman okunacak bir Ayhan Geçgin kitabı kalsın istiyor. Bu yüzden son romanına başlamadım. Onun yerine Liu Cixin'in "Üç Cisim Problemi"ne başladım. Uzun süredir iyi bir bilimkurgu okumak istiyordum, ilk sayfalarıyla iyi bir bilimkurgu okuyacağıma olan inancım kuvvetlendi.
Ne İzledin?
Canım eşime eşlik ettiğim Death Note maceramızı bitirdik. Malum bölümden sonraki kısımlar, nedense bu sefer o kadar da kötü gelmedi. Artık hafızamdan sildiğim için midir, pek çok kısmı hatırlayamadım bile. Canım eşim ise bütün bu deneyimi 10 üzerinden 8 olarak değerlendirdi. Ancak bütün uyarılarıma rağmen yeni bir anime arayışına girişti, birkaç günün ardından da buldu. Fullmetal Alchemist, ilk bölümüyle pek tatmin etmedi, ancak biraz daha şans verecek. Yine hatırlayamadığım bir bölüme kadar olan hikayeyi az çok biliyorum, en azından o bölüme gelene kadar kendisini itekleyeceğim.
Ne Dinledin?
Death Note'dan kalan soundtrack albümü ve jeneriğini çalan The World grubu oldu. Özellikle canım eşimleyken sürekli dinledik. İkinci sırada ise bu hafta Queen vardı.
Rapor bu şekilde. Haftaya görüşürüz.
Bir Başka Yılın Dökümü
Merhaba. Daha önceki senelerde, bir sene boyunca okuduğum kitapları kaydetmeye karar vermiştim. Böylece her sene 7 Ağustos'ta bir liste ...
-
Yayıncı: Jaguar Kitap Çeviren: Finesa Xhibo Editör: Berk Çetin Sayfa Sayısı : 183 Okunacak kitap fazla, okumak için gereken zamanımız ise...
-
Acısıyla tatlısıyla bir sınav döneminin daha sonuna geldiniz, tebrikler. Artık derin bir nefes alabilir, vize sonuçlarını beklemeye başlayab...
-
Merhaba. Eski öykülerimle karşılaşmaya devam ediyorum. Bu sefer Google Drive'ımı kontrol ettim ve tamamlayıp yayınlamak amacıyla dergil...