iki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2019 Cuma

İki Alıntı

Bir süredir ''öteki'' ve ötekiyle iletişim üzerine düşünüyorum, okuyorum.
Ötekinin yaratımı ve öteki üzerinden insanın kendine bir konum belirlemesi, kimliğini öteki üzerinden oluşturması konuları, konuya hangi açıdan yaklaşırsanız yaklaşın, ilgi çekici.


Her şey, İspanyol Altın Çağı ile alakalı okumamla başladı. Kaderin bir cilvesi olarak yakın zamanlarda Stanislaw Lem'in Solaris'ini de okuyordum. Bugünkü alıntılar, eşzamanlı iki okumanın sonuçları. Konu üzerinde düşünmeye başlamak için iyi bir başlangıç noktası olacağını düşünüyorum.

İlk alıntı, Bartolomeo De Las Casas'ın Yerlilerin Gözyaşları kitabından. De Las Casas, Dominiken rahibi olarak 1510'da Küba'ya papazlık görevi olarak gönderilir. Yeni kıtada İspanyolların, yerlilere karşı yürüttüğü sistematik zulüm, şiddet ve soykırımı gördükten sonra yerlilerin hakları için çalışmaya başladı. Kıtada tanık olduklarını yazıya döktü. Aşağıdaki alıntı, onun tanıklıklarından bir tanesi.


Kasik Hatuey, yakalanmadan önce İspanyollar’a karşı Latin Amerika’da başlayan direnişin ilk önderlerinden biriydi. Öldürülmeden önce yanına gelen din adamı, kendisine günah çıkartırsa cennete gideceğini söyleyince Hatuey şu soruyu sordu: ‘‘Bu sizin cennetinize İspanyollar da gidiyor mu?’’ Rahip, iyi İspanyolların da cennete gittiği cevabını verdi. Hatuey, böylesine zalim insanların gittiği yere gitmek ve onlarla birlikte olmaktansa cehenneme gitmeyi tercih edeceğini söyledi ve günahlarını çıkartmayı reddetti.



İspanyolların yeni bir kıta keşfettikleri doğrudur. Buna ek olarak onların yeni bir kıta yarattıkları da söylenir. Keşif ve keşfin devamını takip eden yaratım süreci, Solaris'in alttan alta temas ettiği konulardan bir tanesidir. Aşağıdaki alıntı da Stanislaw Lem'in bir bilimkurgunun ötesinde öteki ve iletişim konuları üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri olan Solaris'ten.


Peki ne yapacaktık o dünyalarla? Ya biz onların efendisi olacaktık ya da onlar bizim: Yetmezlik içindeki zihinlerimizde tek düşünce buydu!




Öteki üzerine bir yazı hazırlamak isterim. Hazırlayabilir miyim? İşte, bundan emin değilim.

17 Kasım 2019 Pazar

İki Paragraf



İki farklı coğrafyadan, iki farklı yazardan, iki farklı anlatıdan, iki farklı paragraf. 
Mişima ve Duras.
Bir paragraftaki yaşama sevincini hissediyorsunuz. İçinizi ısıtıyor, gülümsüyorsunuz.
Diğer paragraf sizi sisin ortasına bırakıveriyor. Ruhunuz karardığı saatleri yaşatıyor.

Önce Mişima'dan geliyor:

''Kartın arkasına zar zor sığmış olan yazı, Hiroşi'nin hayatında gördüğü ilk filmle ilgiliydi. Gördüğü yerlerin doğal güzelliklerinden, tarihi yerlerinden hiç söz açmıyordu.
Kyoto'da ilk gece dilediğimiz gibi gezebileceğimiz için Sou, Katsu, bir de ben hemen yakındaki bir sinemaya gittik. Sarayları andıran görkemli bir sinemaydı. Yalnız koltuklar çok dar ve sertti. Oturduğumuzda, tavukların tünediği değneklerin üzerindeyiz sandık. Hiç rahat değildik, gerilerimiz sancımaya başlamıştı.
Bir süre sonra arkamızdan bir adam bağırdı: 'Oturalım! Oturalım!' Ama oturmuştuk ya işte, herhalde şaka ediyor diye düşündük. Ne var ki bize çok iyi davranan bu beyefendi, biraz sonra ne yapacağımızı bize gösterdi. Bunların açılır kapanır koltuklar olduğunu, oturmadan önce aşağı itmemiz gerektiğini söyledi...'' (Dalgaların Sesi, s. 81)

Şimdi de Duras:

''Onu uyandırırsınız. Fahişe olup olmadığını sorarsınız ona. Başıyla hayır der.
Satılık geceler anlaşmasını niye kabul ettiğini sorarsınız ona.
Hala uykulu, neredeyse işitilmeyen bir sesle: Çünkü benimle konuştuğunuz an ölüm hastalığına yakalanmış olduğunuzu gördüm, diye cevap verir. İlk günler bu hastalığı adlandıramadım. Sonra o da oldu.
Ondan sözcükleri tekrarlamasını istersiniz. İstediğinizi yapar, sözcükleri tekrarlar: Ölüm hastalığı.
Nereden bildiğini sorarsınız ona. Bildiğini söyler. Bunun nereden bildiğini bilmeden bilindiğini söyler.
Sorarsınız: Ölüm hastalığı neden ölümcüldür? Cevap verir: Ona yakalanan onu taşıdığını, ölümü taşıdığını bilmediğinden. Üstelik ölecek bir yaşamı olmadan öleceğinden, hiçbir yaşamda, hiçbir zaman ölmeyi bilmeyeceğinden.'' (Ölüm Hastalığı, s. 17-18.)


Bir soru: Acaba Hiroşi, ölüm hastalığına yakalandı mı?

Bir Başka Yılın Dökümü

Merhaba. Daha önceki senelerde, bir sene boyunca okuduğum kitapları kaydetmeye karar vermiştim. Böylece her sene 7 Ağustos'ta bir liste ...