Latife Tekin ile ilk defa fakültenin üçüncü sınıfında bir grup çalışmasında tanıştım. Bir dönem boyunca yoksulluk konusunu Latife Tekin'in romanları üzerinden konuştuk. Türk edebiyatının -bence- mihenk taşlarından biri olan Sevgili Arsız Ölüm ile başladık ve o dönem yayınlanmış kitaplarının büyük bir kısmını okuduk. Kalemi ve anlattıklarıyla edebiyatımızda kendine has bir yeri olduğunu görmemek mümkün değildi. Latife Tekin yoksulluğu, yukarıdan veya araya mesafe koyarak, bir gözlemci nesnelliği ve diliyle anlatmıyordu. Bir rehber gibiydi. Bildiği, deneyimlediği şeyleri bildiği, içine doğduğu özel diliyle anlatıyordu. Bu özel dil, metni büyülü hale getiren, Latife Tekin'in de üzerine özellikle titrediği bir unsurdu. Eserlerindeki büyülü gerçekçi tat, onun dille kurduğu ilişkiden kaynaklanıyordu ve bu özel dile, dilin kurduğu özel atmosfere hayran kalmamak elde değildi.
Latife Tekin ile ikinci defa fakültenin üçüncü sınıfında onu karşılamak için gittiğimiz havaalanında tanıştım. Önce e-posta aracılığıyla iletişime geçtiğim Latife Hanım, kongre davetimizi çok sıcak karşıladı ve telefonda görüşebileceğimizi söyledi. Programını ayarlayıp kongreye katılmayı kabul etti ve bir arkadaşımla beraber havaalanına, onu karşılamaya gittik.
Hoş sohbet, eğlenceli ve çok tatlı bir insandı. Ve çoğu zaman bizden geçti. Bitmek bilmeyen bir enerjisi var gibiydi. Onunla konuşmaktan aldığımız keyfe rağmen onu yormaktan çekiniyorduk; o ise sohbet ettikçe yenileniyordu. Bir cadıydı, sözlerle oynuyordu.
Yıllar geçti, Latife Tekin'le iletişimimiz kesildi, ancak o hala sözlerle oynamaya devam ediyor. Gümüşlük'teki tatlı cadı, daha önceki kitaplarında da gösterdiği üzere, yeni anlatım tarzları denemekten, dil üzerine kafa yormaktan ve dilin üzerine titremekten vazgeçmiyor. "Para Gürültüsü" isimli son romanında Kikobaki rumuzlu bir YouTube kullanıcını anlatıyor. Borsa ve para üzerine konuşan Kikobaki'nin video kayıtlarını ve bu kayıtlara gelen yorumları "okuyoruz". Ülkemizde çok popüler olan bu kayıtların bir kurmacaya dahil edilmesi yenilikçi bir fikir. Yenilikçi olduğu kadar iyi uygulanmış bir fikir. Kikobaki'nin videolarında finans dünyasına ilişkin kavramları tıpkı bir videoda görebileceğimiz gibi videonun doğal akışı içerisinde görüyoruz. Bu videoların jargonu üzerinde belli ki iyi çalışılmış.
Bu beni düşündürüyor. Latife Tekin'in edebiyat dünyamızda kendisine edindiği yer, herhangi bir başka yazarı tembelliğe, kendisini tekrar etmeye itebilecek bir yer. Kendisine ayrıksı bir yer edindiği, hatta bu yeri yazdıklarıyla kendisi inşa ettiği için, bu yerden son derece güvenli metinler yazabilirdi. Bunu yapan, sürekli aynı kitabı biraz farklı şekillerde yazan yazarlarımız var. Latife Tekin ise son kitabında bambaşka bir şey deneyerek iyi bildiği yoksulluğu, yoksulların dünyasını, günümüzün popüler sosyal medya araçlarından birini romana eklemek gibi bir fikirle anlatmak istemiş. Kendine has dilini, günümüz jargonuyla yoğurmuş; ancak kendi dilini kaybetmeden, yine bir Latife Tekin kitabı yazmış. Orijinal, bir o kadar da tanıdık bir eser var karşımızda. Bu, her genç yazar adayının örnek alması gereken bir yaklaşım.
Elbette romanı sadece diliyle veya yenilikçi tarzıyla ele almamak gerekir. Bir roman, neticede bir anlatı aracıdır. Anlatmak istediği bir hikayesi vardır; dil ve yenilikçi tarz, bu anlatıyı destekleyen parçalardır. Para Gürültüsü, dili ve yenilikçiliğiyle öne çıkıyor, evet. Ancak bir bütün olarak romanı incelediğimizde hikayenin bir anda kesildiğini ve kitabın sonunun vaktinden önce geldiğini düşünüyorum. Kikobaki'nin hikayesi, yarım kalmış hissettiriyor. Kitapta gerçekleşmesini beklediğimiz olay, belki Latife Tekin'in bir sonraki romanının konusu olabilir ancak Kikobaki'nin hayatımızdan bir çırpıda ayrılması, yarım kalmışlık hissini destekliyor. Kitabın sonu, bir son gibi değil; tıpkı ikinci bölümün geçtiği mekan için söylendiği gibi bir "geçiş" gibi hissettiriyor. Elbette her kitap anlattığı her konuyu, her ilişkiyi, her karakteri paketleyip kaldıracak diye bir şey yok. Ancak yine de okuyup ısındığımız, değişimini takip ettiğimiz karakterle vedalaşmak için biraz daha zamanımız olmalıydı. Onu yeni yolculuğuna, bir anda ortaya çıkmış bir gerekçe nedeniyle değil, kitap boyunca yaşadığı dönüşümün onu yola çıkmaya teşvik etmesiyle uğurlayabilseydik.
"Para Gürültüsü", yaşlı ama yaşlanmayan cadımız Latife Tekin'in -şimdilik- son romanı. Diğer Latife Tekin romanları gibi özel, lezzetli; diğer Latife Tekin romanları gibi diğer kitaplardan farklı. Okurun deneyimlemesi gereken, okuru alıp götürecek ve yeni ufukları gösterebilecek bir kitap. Okuru bol olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder