7 Kasım 2026 Cumartesi

Yakın Zamanda Okuduklarım



Georges Queneau - Borges Kitabevi


Kısaca konuyu özetleyeyim: Adını Borges’ten alan dükkanı ile dünyanın en çok ziyaret edilen kitapçısı unvanına sahip olan R. adlı gizemli karakterimiz, yalnızca yeni gelecek kitapların yer aldığı broşürleri satmaktadır. Kitabevine uğrayan ve broşürlerde ilgisini çeken bir kitap gören okurlara, merak ettikleri kitabı meraklarını daha da ateşleyecek şekilde kitabı tanıtmakta ve bir sonraki ziyaretlerine kadar onlara saklamaları için bir öykü vermektedir. Bir gün kitabevinden içeriye ünlü yazar Q. girer. Q. elini attığı broşürde, dün gece aklına düşen “henüz basılmamış kitaplarla ilgili broşürleri satan bir kitabevinin hikayesi” olarak özetlediği fikrinin yakında, üstelik kendi adıyla … yayınevi tarafından basılacağını öğrenir. Q. ortada büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünerek meseleyi çözmeye karar verir. O andan itibaren R ve Q arasında amansız bir mücadele başlar.

Kitap muhteşem. Okurun oyunun içine çağrıldığı, dikkatli olması gerektiğinin defalarca kendisine hatırlatıldığı ve ancak dikkatli okurun çözebileceği şifreleri barındıran kitapları çok severim. Yazar da burada, öncelikle sayfa sayılarını karıştırarak oyununa başlamış ve her sayfa ile birlikte gerek dış dünyayı, gerek sıkı okurların iyi bileceği edebiyat dünyasını çok iyi kullanmış.

Q’nun bir dedektiflik hikayesi olarak başlayan hikayesi, kendisinin de aynı zamanda hem yazar hem de okur olması nedeniyle iyiden iyiye farklı bir eksene kayıyor. Okur ile yazarın ilişkisine dair çok hoş düşünceler sunuyor. Nitekim R’nin de güvenilmez anlatıcı rolünü üstlenmesi, anlatımı Q’ya bıraktığı bölümlerde biraz önce anlatılan olayı bir de Q’nun perspektifinden görmemiz aynı anda iki kitap okuyormuşuz izlenimini uyandırıyor.

Bu nedenle zaman zaman hikaye, takip edenleri oldukça zorluyor. Ancak sonunda, pek çok şeyin en başından beri karşımızda olduğunu fark ediyoruz.


İhsan Şahabettin Bey - Bay Perosyan'ın Fevkalbeşer Mahlukatı

Tanzimat Edebiyatı’nın karanlıkta kalmış isimlerinden İhsan Şahabettin Bey’in Frankenstein’dan esinlenerek yazdığı kitabı, modern korku edebiyatının ülkemizdeki öncüllerinden biri. Batıdan aldığı çılgın bilim insanı düşüncesiyle bu toprakların canavar konseptini birleştiren yazar, oldukça ilginç bir iş ortaya koymuş. Cadı, gulyabani, cin gibi bu toprakların korku hikayelerinde yer alan yaratıkların yazarın hayal gücü ile “nasıl inşa edildiğini” anlattığı kısımlar, bilimin şu an geldiği aşamada komik gelse de dönem şartlarında değerlendirildiğinde işini ciddiye alan ve bu konuya kafa patlatan bir yazarla karşılaştığımızı gösteriyor.

Peki olumsuz noktaları yok mu? Elbette. Öncelikle dili oldukça özensiz. Bilinçli bir tercih olabilir, emin değilim ama Bay Perosyan’ın notlarının alıntıladığı bölümler oldukça ağır. Okumayı zorlaştırıyor ve devam etmek için kendinizi zorlamanız gerekiyor. Ayrıca Frankenstein romanından fazlaca etkilenilmesi, her iki kitabı da okuyan okurlar için tat kaçıracak dereceye varıyor.

Bütün bunlara rağmen, tuhaf sonu ve eğlenceli karakterleriyle bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yakın Zamanda Okuduklarım

Georges Queneau - Borges Kitabevi Kısaca konuyu özetleyeyim: Adını Borges’ten alan dükkanı ile dünyanın en çok ziyaret edilen kitapçısı unva...